BIST 100
14.446,24 0,53%
DOLAR
45,2197 0,06%
EURO
52,9187 0,12%
GRAM ALTIN
6.621,52 0,76%
FAİZ
41,22 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
107,19 1,40%
BITCOIN
80.598,00 0,83%
GBP/TRY
61,2975 0,18%
EUR/USD
1,1693 0,02%
BRENT
112,92 -1,33%
ÇEYREK ALTIN
10.826,18 0,76%
İzmir Az Bulutlu
İzmir hava durumu
20 °
Son dakika..

Son dakika… MHP lideri Bahçeli: İmralı’nın statü meselesi ele alınmalı

İşte Bahçeli’nin konuşmasından satır başları: Değerli milletvekillerim, aziz dava arkadaşlarım, muhterem hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, konuşmamın başında sizleri muhabbetle selamlıyorum. Hayırlara vesile olacak, tüm dualarınızın kabul olduğu, bereketle ve huzurla dolu bir hafta geçirmenizi Cenâb-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda sırat-ı müstakim üzerine kurulu lekesiz bir hayatın mücadelesini veren bütün kardeşlerimize en iyi dileklerimi sunuyorum.Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor, her birinizi sevgiyle, kardeşliğin sıcaklığıyla ve hürmetle selamlıyorum.
İlginizi Çekebilir
Değerli dava arkadaşlarım, Türkiye Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Doğu Akdeniz, Orta Doğu, Türk dünyası, Afrika ve Avrupa arasında temas kurabilen bir merkez ülkedir. Aynı anda birçok kriz alanını okuyabilen, farklı masalarda bulunabilen, farklı coğrafyalarla konuşabilen nadir devletlerden biridir. Türkiye kendi hikâyesini politik söylemlerle yazmaz. Üretimle, diplomasıyla, savunma kabiliyetiyle, enerji hamleleriyle, lojistik ağlarıyla, toplumsal dayanışmasıyla ve millet disipliniyle yazar. Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idraki, 2053’ün ufku ve 2071’in kavrayışı ancak böyle bir bakış açısıyla gerçeklik kazanır. Türkiye’nin dış politika anlayışı, barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahiptir.Tarihî tecrübemiz, coğrafi konumumuz ve devlet duruşumuz bunu gerektirir.
“TÜRKİYE HİÇBİR GÜCÜN UZANTISI OLMAZ”
Türkiye, savaşların yayılmasını, krizlerin derinleşmesini, toplumların yerinden edilmesini, şehirlerin yıkılmasını ve bölgemizin kalıcı bir istikrarsızlık alanına dönüşmesini istemez. Diplomasi kanallarını açık tutar. Arabuluculuk imkânlarını değerlendirir. Tarafların konuşabileceği zeminleri destekler. Gerilimin düşürülmesi için yapıcı rol üstlenir. Ancak barıştan yana durmak edilgenlik anlamı taşımaz. Diplomasiye önem vermek başkalarının hesabına eklemlenmek manasına gelmez. Arabuluculuk, herhangi bir küresel veya bölgesel projenin azası hâline gelmek şeklinde yorumlanamaz. Türkiye kendi dış politikasını, kendi millî çıkarları, kendi güvenlik öncelikleri ve kendi stratejik çizgisi çerçevesinde yürütür. Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayız. Hiçbir ülkenin güvenlik kaygısının Türkiye’ye karşı bir mevziye dönüşmesine izin vermeyiz. Hiçbir ittifakın veya diplomatik girişimin Türkiye’nin meşru haklarını aşındırmasına rıza göstermeyiz. Türkiye masaya kendi aklıyla oturur, kendi güvenliğini, kendi hukukunu ve kendi menfaatini göz ardı ederek görüntü siyaseti yapmaz.
“BARIŞ SİYASETİ, SAĞLAM İÇ CEPHE İSTER”
Barış siyaseti yalnızca iyi niyetle yürütülemez. Güç, hazırlık, caydırıcılık ve sağlam bir iç cephe ister. Sahada gücü olmayanın masadaki sözü zayıflar. Ekonomisi dirençsiz olanın diplomatik hareket alanı daralır. İç cephesi kırılgan olanın dış politikada manevra kabiliyeti azalır. Türkiye’nin barış dili güçlü devlet kapasitesi ile birlikte düşünülmelidir. Türkiye’nin barıştan yana duruşu Doğu Akdeniz’de, Ege’de ve Kıbrıs’ta aleyhimize gelişen oldubittilere sessiz kalacağı anlamına gelmez. Yurtta sulh, cihanda sulh mefkûresinin şekillendirdiği dış politikamız gereği Türkiye gerilim arayan bir ülke olmamıştır. Fakat haklarını, güvenlik alanını, deniz yetki sahalarını, Kıbrıs Türkü’nün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur.
“MACRON’UN NAPOLYONCULUK HEVESİNE KAPILMASI, TÜRK VE FRANSIZ İLİŞKİLERE FAYDA SAĞLAMAZ”
Fransa’nın, Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezi temaslar dikkatle takip edilmelidir. Her devlet kendi dış politikasını yürütür. Kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türkü’nü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiili durum üretme amacına yönelmesi hâlinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez. Fransa’nın bölgeye tarihî komplekslerle, sömürgecilik döneminden kalma alışkanlıklarla ve küçük tasavvurlarıyla bakması istikrar üretmez. Sayın Macron’un siyasi ölçeğini aşan Napolyonculuk hevesine kapılması, dost ve hatta çoğu zaman müttefik olan Türk ve Fransız milletleri arasındaki yüzyıllara sarih kadim ilişkilere fayda sağlamaz. Fransa, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı dar hesapların aparatı hâline gelirse bundan bölge barışı, Avrupa güvenliği ve Fransa’nın itibarı zarar görür.
“TÜRKİYE, KIBRIS TÜRKÜ’NÜN HAKKINI BAŞKALARININ İNSAFINA TERK ETMEYECEK”
Şu hususun altını ehemmiyetle çiziyorum. Yunanistan’ın maksimalist taleplerle hareket etmesi hukuk üretmez. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin adanın tamamı adına konuşma alışkanlığı meşruiyet üretmez. İsrail’in kendi güvenlik endişelerini Türkiye’ye karşı bölgesel bir düşmanlığa dönüştürme arayışı kalıcı barış üretmez. Bölgeyi dar hesaplara göre yönlendirmeye çalışanlar yalnız kendileri için değil, bütün bölge için yeni risk kapıları açarlar. Kıbrıs meselesi de bu çerçevede ayrıca değerlendirilmelidir. Kıbrıs yalnız bir müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamaz. Kıbrıs, Türkiye’nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkü’nün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs’ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfus üretme girişimleri sıradan ticari işlemler gibi görülemez. Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz. Kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetleri millî mesele olarak görülmelidir. Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün hakkını başkalarının insafına terk etmeyecektir. Başta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yöneticileri olmak üzere, bütün soydaşlarımız ve kandaşlarımız bu konuda tarihî hafızanın gerektirdiği bilinç ve sorumlulukla hareket etmelidir.Adada hâlâ Avrupa Birliği romantizmiyle oyalananlar, gözlerini Doğu Akdeniz’in doğu kıyılarına çevirmeli, Filistin’de ve Lübnan’da yaşananları ibretle okumalıdır. Devletsizliğin, sahipsizliğin ve garantisizliğin bir halka nelere mal olduğunu göreceklerdir. Kıbrıs Türkü’nün güvenliği, toprağı, egemenliği ve geleceği hiçbir hayale, hiçbir dış telkine, hiçbir diplomatik seraba emanet edilemez. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak, Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak, Ege’deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir.
İsrail tarafından alıkonulan Sumud aktivisti Hüseyin Oral, Milliyet.com.tr’ye konuştu! Şok Yunanistan iddiası: ‘Kemiklerimiz sızladı’
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE YOLUNA BAŞ KOYDUK”
Değerli dava arkadaşlarım, Türkiye’nin önündeki dönemi yalnız güvenlik tedbirleriyle, diplomatik temaslarla veya ekonomik programlarla karşılaması yeterli değildir. Dünya yeniden şekillenirken Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı millî seferberlik anlayışıdır. Geciktiremeyeceğimiz seferberlik bellidir. Ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberlik. Ekonomik seferberlik, üretimin büyütülmesi, yatırım ortamının güçlendirilmesi, ihracat pazarlarının genişletilmesi, tarımda verimliliğin artırılması, sanayide katma değerin yükseltilmesi, enerji güvenliğinin tahkim edilmesi ve müteşebbisin dünyaya açılmasıdır. Kültürel seferberlik, Türkiye’nin tarihî birikimini, dilini, sanatını, eğitim kurumlarını, yayıncılığını, dizilerini, sinemasının mimarisini, şehir hafızasını ve insani diplomasi kabiliyetini daha etkili biçimde dünyaya taşımasıdır. Teknolojik seferberlik ise savunma sanayinde kazanılan özgüvenin yazılıma, yapay zekâya, siber güvenliğe, sağlık teknolojilerine, tarım teknolojilerine, enerji teknolojilerine, uzay çalışmalarına, ulaştırma sistemlerine ve dijital ekonomiye yayılmasıdır.
Terörsüz Türkiye hedefinin burada ayrı bir yeri vardır. Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır. Bizler vatan sevdalısı Türk milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk. Türk milliyetçiliği, kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların, kalıplara hapsolmuş kör bir taassubun değil, karanlığı yaran kudretli bir şuurun tecellisidir. Bu şuur, vatan sınırlarına çizgi, toprağa arazi, millete nüfus olarak bakmayanların anlayışıdır. Ay yıldızlı al bayrağın dalgalanmasında üç bin yıllık tarihi, minarelerden duyulan ezanda bağımsızlığın mahiyetini idrak edebilenlerin ferasetidir. Bir taşı için, bir avuç toprağı için, zirvesini göremediği dağı, nerede olduğunu dahi bilmediği ovası, bağı, bahçesi, merası ve suyu için gerekirse can alıp can vermektir. Türk milliyetçiliği her bir insanını, her bir hanesini bir saymaktır. Türk milletini bir bütün olarak kavramaktır. Tarlada saban süren çiftçiyi, fabrikada ter döken işçiyi, tezgâhının başında rızkını arayan esnafı, sınıfta evlatlarımızı yetiştiren öğretmeni, hastanede insanımıza şifa dağıtan hekimi, devletimizin yükünü omuzlayan memuru, emeğiyle ailesini geçindiren her vatandaşımızı ayrı ayrı dert edinmektir.Türk milliyetçiliği, vatanı alın teriyle işlenecek bir emanet, milleti huzur ve refah için hizmet edilecek mukaddes bir sorumluluk olarak bilmektir. Sabaha kadar ülkeyi düşüneceksiniz. Övdüğünü kulağına küpe edinen, tasada, temennide, tercihte ve tavırda birleşen dava arkadaşlarımın duyuşudur. Geçmişin hatıralarına sığınıp orada yaşayanların değil, geleceğin Türkiye’sini inşa etmeye namzet olanların mutluluğudur.Tarihimizin şanlı sayfalarına, ecdadının bıraktığı mirasa bakıp övgüsünü lafta bırakanların değil, icraata dökenlerin vizyonudur. Bugünün sorunlarına cesaretle eğilenlerin ve elini taşın altına koyanların, hatta ve hatta o taşın altına gerekirse gövdesiyle girmeyi vazife bilenlerin anlayışıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi bu büyük fikriyatın Türk siyasetindeki köklü ve kutlu karargâhıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasi taşıyıcısı, millî vicdanın gür sesi, millî beka mücadelesinin öncü kuvvetidir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçilerinin fırtınalı havalarda savrulmalarına, siyasetin kırılgan zeminlerinde sarsılmalarına, kaygan yollarda sürüklenmelerine, sözde seçenekler etrafında sahipsiz kalmalarına karşı serden geçmiş siperdir. Milliyetçi Hareket Partisi dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin sigortasıdır. Bu sigorta, kriz zamanlarında gözlerin çevrildiği istikamet, hesap ortamlarında devreye giren hakikat, fitne dönemlerinde suları berraklaştıran erdemdir. Ayrılığı kollayanlara, yorgunluğu kulaklara fısıldayanlara, yılgınlığı gözlerinden okunanlara, mevkisiz kaldığında mevziyi terk edenlere, sadakati makamla ölçülenlere, davasını şahsi istikbaline bağlayanlara inat dimdik ayaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi diyor ki Türk milliyetçiliğinin bir gereği de istikbalimizin önündeki düğümleri çözmek, ufukta görünen sırat köprülerini tez elden geçmektir. Türk milliyetçileri olarak milletimizin bağrına saplanan hançerleri sökmek, devletimizin kelepçeye vurulan ellerini azat etmek, vatanın her karışında kardeşliği hâkim kılmak arzusundayız. Yaraları deşmek yerine sarmayı, ayrılıkları derinleştirmek yerine birlik olmayı, inceldiği yerden kopmak ve koparmak yerine onarmayı mazimize karşı bir sorumluluk telakki ederiz.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE TESLİMİYET DEĞİLDİR”
Bu sorumluluğun bugünkü aşaması terörün her türlüsünün topraklarımızdan ebediyen tasfiyesidir. Milliyetçi Hareket Partisi bu tarihî sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracak, şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye taviz değildir. Terörsüz Türkiye terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye devleti zayıflatmak, millî iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir.Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa, Milliyetçi Hareket Partisi’ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa, Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir. Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez. Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye, Türk milletinin tarihî bir musibetten kurtulmasıdır. Devletimizin güvenliğe harcadığı enerjisini kalkınma iradesine dönüştürmesidir. Kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde Anadolu’nun her karışında kavi hâle gelmesidir.Terörsüz Türkiye yalnızca bugünün değil, yarının meselesidir. Terörsüz Türkiye yalnızca iç güvenliğin değil, dış politikanın da meselesidir. Terörsüz Türkiye yalnızca bir asayiş hedefi değil, büyük ve güçlü Türkiye idealinin ana sütunlarından biridir.
Altındaki sert düşüşün nedeni belli oldu
Gündemimizi işgal eden Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran gerilimi yalnızca üç ülke arasında geçen askerî veya diplomatik bir çekişme değildir. Bu gerilim Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek büyük bir deprem potansiyeli taşımaktadır. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekle kalmaz. Değişen rotalar mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, ihracatçının rekabet gücüne, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanır. Enerji arzındaki her kırılma tarımsal üretimi baskılar. Gübredeki her artış gıda güvenliğini zorlar. Lojistik maliyetlerdeki her yükseliş pazardaki fiyat etiketinden organize sanayi bölgelerindeki üretim planlamasına kadar her alana sirayet eder. Bu nedenle dış politika ile iç politika birbirinden kopuk değildir. Bir buçuk yıl önce bugün mesele Beyrut değil Ankara’dır demiştik. Gizli gündem Türk vatanıdır demiştik. Orta Doğu’da ateşlenen füzelerin ve suikastlerin bir sonraki etapta Anadolu coğrafyasına yönelebileceğini söylerken altı boş bir değerlendirmede bulunmuyorduk. Sokağın başındaki yangının kapımızın önüne gelebileceğinin uyarısını yapıyorduk. Evimizin içinde huzuru temin etmeden bahçemizin dışına adım dahi atamayacağımızı anlatıyorduk. Dışarıda kazan kaynıyorken evimizin içinde aşımızı pişiremeyeceğimizi ifade ediyorduk. Duyan değil dinleyen, bakan değil gören gözler için Terörsüz Türkiye’nin ne denli hayati bir mesele olduğunu idrak etmek zor değildir. Sınır ötesindeki kriz ile sınır içindeki huzur aynı stratejik denklemin parçalarıdır. İşte biz bu denklemi görüyoruz. Biz Türkiye’nin geleceğini bugünün tartışmalarına göre değil, tekraren ifade ediyorum, 2023’te müjdelediğimiz Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idrakine, 2053 yılının ufkuna, 2071’in kavrayışına göre değerlendiriyoruz.
“TERÖRÜ BİTİRMEK ARTIK FARZ OLMUŞTUR”
Terörsüz Türkiye ile etnik tahrikçilerin çapsız siyasetçilerine, emperyalizmin vekâlet unsurlarına, mezhep simsarı istismarlarına kapımızı kapatıyoruz. Kan analizlerine, kemik yapılarına, kafatası boyutlarına göre değil, Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Arap’ın, Süryani’nin, Doğulu’nun ve Batılı’nın aynı bayrak altında, aynı vatan üzerinde, aynı devlet çatısı altında, aynı kader ve istikamet birliğinde kenetlendiği bir Türkiye için çabalıyoruz. Terörsüz Türkiye, komşunun komşuya güvenmesidir. Terörsüz Türkiye, annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye, esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu’nun her köşesine güvenle erişmesidir. Terörsüz Türkiye, iç mukavemetimizin çelikten bir duvar gibi kol kola, el ele ve tek vücut hâlinde milletçe ilmek ilmek örülmesidir. Hudutlarımızda canımıza kasteden, sivillerimize defalarca saldıran, karakollarımıza baskın yapan, köylerimizi yağmalayan, evlatlarımızı kaçıran, analarımızı gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacılarımızı dul bırakan terörü bitirmek artık farz olmuştur. Kalkınma irademize pusu kuran, ekmeğimizi küçülten, yatırımların ve ihracatın önüne mayın döşeyen terör illetinden kurtulmak haysiyet meselesidir. Esendere’de, Üzümlü’de, gümrük kapılarımızda ticari hayatımıza zincir vuran terör belası, Aydın’da, Muğla’da, Antalya’da turizme hançer olmamalıdır. Yıllar boyunca terörle mücadeleye ayırmak zorunda kalınan devasa kaynakları artık çocuklarımıza okul, yaşlılarımıza hastane ve bakım hizmeti, çiftçimize sulama kanalı, tarımsal destek, kırsal kalkınma, gençlerimize teknoloji merkezi, üniversite yatırımı, gençlik projesi, kadınlarımıza istihdam ve sosyal refah, esnafımıza kredi, sanayicimize yatırım, şehirlerimize altyapı, köylerimize yol, mezralarımıza ırmak, tarlalarımıza bereket olarak döndürmeliyiz. Dağlardaki korku sofralarımıza çöreklenmemelidir. Sınır boylarında kazılan hendekler kalkınma hamlelerimizi gölgelememelidir. Ekonomimiz terörün getirdiği güvenlik maliyetleriyle sınanırken çocuklarımızın rızkı savunma harcamalarına ayrılmamalıdır. Terörü milletimizin gündeminden geri dönülmemek üzere çıkarmak, güvenlik mecburiyetiyle tüketilen imkânları kalkınma seferberliğine dönüştürmek Terörsüz Türkiye ile vücut bulacaktır. Terörsüz Türkiye, güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacaktır. Ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Millî İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri hâline gelmelidir. Sulama barajlarıyla, göletlerle, modern sulama sistemleriyle, tarımsal desteklerle, hayvancılık kredileriyle, organize sanayi bölgeleriyle donatılmış Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu düşünüyoruz. Terörün bittiği yerde bereketin izleri başlar. Terörün sustuğu yerde çocukların neşesi duyulur. Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter. Terörün gölgesinden arınan yerde istihdamın yolu açılır. Terörün tasfiye edildiği yerde ovalar hayat bulur. Terörsüz Türkiye ile Diyarbakır denildiğinde evlat nöbeti tutan annelerin feryatları değil, kültür turizminin ve gastronominin merkezi akla gelecektir. Şırnak, şehit haberleriyle değil, sınır ticaretiyle ve lojistik kapasitesiyle anılacaktır. Van, Türk dünyasına açılan ticaret kapısı ve turizm merkezi olarak öne çıkacaktır. Hakkâri, gözyaşlarının değil, hayvancılığın merkezi olarak zihinlerde yeniden yer bulacaktır. Batman’dan Bingöl’e, Tunceli’den Iğdır’a, Ağrı’dan Bitlis’e kadar terörün bütün izleri silinecektir. Ticaret damarlarımızın açıldığı, kırsal üretimin canlandığı, sanayileşmenin hızlandığı bir gelecek için Terörsüz Türkiye diyoruz. Doğduğu şehirde okuyan, okuduğu şehirde yaşayan, yaşadığı şehirde iş bulup yuva kuran, göçe meyletmeyen ve istikbalini doğduğu yerde arayan bir Türk gençliği için Terörsüz Türkiye diyoruz. Bütün şehirlerimizde hayatın ve emeğin eşit ölçüde karşılık bulduğu, demografik dokumuzun dengeli bir zemine kavuştuğu yarınlar için Terörsüz Türkiye diyoruz.
“GAZİ MECLİSİMİZDE GEREKLİ YASAMA FAALİYETLERİ HIZ KAZANACAKTIR”
Bu sürecin en önemli yönlerinden biri de meselenin gazi Meclisimizin çatısı altında ele alınmış olmasıdır. Millî iradenin tecelligâhı, Kurtuluş Savaşı’mızın karargâhı, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun tecessümü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Terörsüz Türkiye hedefinin komisyon çalışmalarıyla, farklı siyasi partilerin katkılarıyla, raporlarla, müzakerelerle ve nihayet yasal düzenleme hazırlıklarıyla ilerlemesi son derece anlamlıdır. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bu açıdan tarihî bir vazife üstlenmiştir. Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecektir. Her partiden madde önerileri alınacaktır. Kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihî yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir. Kalabalıkları galeyana getirmek, kitleleri yönlendirmek uğruna bu mühim dönemeçte milletimizi kutuplaşma gafletine düşürmemelidir. Kimse şehitlerimizin aziz hatıralarını istismar etmemelidir. Kimse gazilerimizin fedakârlıklarına gölge düşürmemelidir. Kimse anaların gözyaşı üzerinden siyaset devşirmemelidir. Kimse kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi zehirleyecek sözlerin, söylemlerin, sözde siyasetlerin peşine takılmamalıdır. Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak meselesi olmalıdır. Terörsüz Türkiye, sınır ötesinde kabaran kriz dalgalarına, bölgemizi saran istikrarsızlık kuşağına, küresel güç mücadelelerine karşı hazır bulunduğumuzun ilanı olmalıdır. Cenâb-ı Allah, Âl-i İmrân Suresi’nde “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın, bölünüp parçalanmayın.” buyurmaktadır. Bugün bize düşen de budur. Ayrılığa kapılarımızı kapatmak, kardeşliğe omuz vermek, gönül köprüleri inşa etmek milletimize borcumuzdur.
Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım’dan adaylık kararı! Teknik direktör listesi kabarık
Değerli dava arkadaşlarım, bugün Hıdırellez arifesindeyiz.Büyük milletimizin gönlünde Hızır eli baharın muştusu, tabiatın uyanışı, darlığın bitişi, duanın arşa yükselişi, umudun yeniden yeşerişidir. Hz. Hızır ile Hz. İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğuna inanılan bu kutlu vakit, bolluğun ve bereketin müjdelenmesine, kışın hasretinin bitişine, kuruyan dala can geldiğine, çatlayan toprağa rahmet düştüğüne, gönüllerde saklı duaların semaya katlandığına inanılan gündür. Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan geniş Türk coğrafyasında Hıdırellez aynı bereket arayışının, aynı huzur özleminin, aynı duada buluşmanın karşılığıdır.
Bugün Hıdırellez arifesinde dileğimiz nettir. Bahar yalnızca dağların doruklarına, ovaların yeşiline, bahçelerde açan çiçeklere değil, milletimizin gönlüne, Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a, İzmir’den Ardahan’a yurdumuzun tamamına dokunsun. Yine bu düşüncelerle 20 Mart 2025 tarihinde yaptığımız açıklamada terörsüz Türkiye hedefi bakımından Hıdırellez’in arifesine işaret etmiş, 4 Mayıs 2025 Pazar günü Muş’un Malazgirt ilçesinde PKK’nın kongresini toplayarak fesih tartışmalarına son noktayı koymasını ve bu işi bitirmesini teklif etmiştik. Teklifimiz tesadüfün veya talihin oyunu değildir. Teklifimiz, ecdadımızın imzasını taşıyan ve tarihimizin şanlı sayfalarını terörün bitişiyle taçlandırmak üzere yaptığımız bir atıftır. Teklifimiz, Terörsüz Türkiye hedefinin taşıdığı stratejik manaya yaslanan bilinçli ve millî bir çağrıdır. Çünkü Malazgirt, Anadolu’nun kapısını açan iradenin adıdır. Çünkü Malazgirt, Türk milletinin bu topraklarda kıyamete kadar var olacağının ilanıdır. Baharın, arınmanın ve yeni başlangıçların habercisi olan Hıdırellez’in şafağında Terörsüz Türkiye sürecinin kader tayin eden bir merhaleye ulaşmasını dilemiştik. Malazgirt’ten fetih ruhuyla Hıdırellez’in bereket iklimi aynı noktada buluşsun istedik. Silahların karanlığı, baharın aydınlığına yenilsin istedik. Terörün kanlı sayfası Anadolu’nun kardeşlik ufkunda kapanıp gitsin istedik.
“İMRALI’NIN STATÜ MESELESİNİN KONUŞULMASI ÖNEMLİ”
Nitekim 11 Temmuz 2025’te terör örgütü PKK mensubu bir grubun sembolik törenle silah bırakması bu tarihî çağrının ve Terörsüz Türkiye iradesinin karşılık bulduğu önemli bir aşama olmuştur. Elbette bu tören tek başına nihai sonuç değildir. Süreç ciddiyetle ve güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi bizim açımızdan önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir. Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusu ise ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yargılarla temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun özü açık olmalıdır. Bu mekanizma toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, millî güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir.
Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır.
Kimsenin en ufak kuşkusu olmasın. Şehitlerimiz bizim baş tacımızdır. Gazilerimiz bizim yüz akımızdır. Terörle mücadele kahramanlarımız bu milletin ebedî şeref levhasına adlarını yazdırmışlardır. Terörsüz Türkiye hedefi, şehitlerimizin ve gazilerimizin adanmışlıklarını zafere ulaştırma, mücadelelerini nihayete erdirme iradesidir.Yiğitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Dağda, ovada, sınır hattında, karakolda, üs bölgesinde, şehir merkezinde, kırsalda, ayazda, pusuda, mayınlı arazide, hain saldırıların hedefinde görev yapan askerlerimizi, polisimizi, jandarmamızı, güvenlik korucularımızı ve istihbarat mensuplarımızı hürmetle selamlıyorum. Onların kudreti olmasaydı bugün bu hedefleri konuşamazdık. Cenâb-ı Allah aziz milletimizi terörden, tefrikadan, fitneden, savaştan, ihanetten ve vesayetten muhafaza buyursun. Terörsüz Türkiye’de evimiz kutlu olsun. Türk ve Türkiye Yüzyılı daim olsun.
“TÜRKİYE’Yİ YÖNETMEK CİDDİYET İSTER”
Değerli dava arkadaşlarım, çok iyi idrak edilmelidir ki Cumhur İttifakı yalnız seçim dönemlerinde kurulan bir sandık birlikteliği değildir. Türkiye’nin terörle mücadelesinde, millî iradenin korunmasında, savunma sanayi hamlesinde, dış politika kararlılığında, devlet ve millet sürekliliğinde ve kriz zamanlarında istikrarın muhafazasında önemli bir siyasi hat oluşturulmuştur. Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün bir parçası olarak görülmelidir. Siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz. Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Birlik meseleleri kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafifliğe taşınamaz. Bu ülkeyi yönetmeye talip olanın uykusu kaçmalı, saçları ağarmalı, kalbi acımalı, zihni yorulmalı, vicdanı sızlamalıdır. Çünkü devleti yönetmeye talip olanın zihnindeki ve kalbindeki yük onun ayaklarının yerden kesilmesine izin vermez. Onu sürekli yere, millete ve hakikate bağlar. Bu yük büyük, bu yük çetin, bu yük mukaddestir. Aklımız rehberimiz, imanımız kalkanımız, sabrımız siperimiz oldukça Allah’ın izniyle hiçbir engel önümüzü kesemeyecek, yürüyüşümüzü durduramayacaktır.
Şu hususun altını çizerek ifade ediyorum. Elbette siyaset rekabet alanıdır. Farklı partiler olacaktır. Eleştiri yapılacaktır. Demokrasinin tabiatı budur. Ancak eleştiri başka, ülkenin moralini yıpratmak başkadır. Rekabet başka, Türkiye’nin istikametini karartmak başkadır. Muhalefet etmek başka, millî meselelerde ortak aklı zehirlemek başkadır. Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışı devlet ve siyaset ahlakının özüdür. Millî meselelerde sorumluluk almak, Türkiye’nin bekasını parti menfaatinin üstünde görmek, şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin fedakârlığını, annelerin duasını, çocukların geleceğini ve milletin ortak huzurunu siyasi hesapların üzerinde tutmak demektir. Muhalefet yaparken düşünülen zafiyet de burada ortaya çıkmaktadır. Mesele yalnız sert söz söylenmesi veya iktidarın eleştirilmesiyle sınırlı kalmamaktadır. Asıl sorun Türkiye’nin içinde bulunduğu tarihî dönemin doğru okunamaması, her meselenin günlük polemik, şahıs tartışması ve dar parti çıkarı üzerinden ele alınmasıdır ve bu ciddi bir ufuk eksikliğidir. Türkiye’ye muhalefet edilmez. Edilemez. İktidara muhalefet edilir. Hükümet eleştirilir. Politikalar eleştirilir ve alternatif teklifler sunulur. Ancak Türkiye’nin imkânlarını küçümseyen, milletin moralini bozan, dışarıdaki baskılara içeride söylem desteği veren, her stratejik adımı itibarsızlaştırmaya çalışan çizginin adı siyasal sığlıktır. Bu noktada Terörsüz Türkiye başlığını siyasi rekabetin gürültüsüne kurban etmeyeceğimizin altını çizmek gerekir. Devletin güvenlik anlayışı da, milletin huzur arayışı da, bölgemizdeki istikrar ihtiyacı da günlük polemiklerin oyuncağı hâline getirilemez. Kim bu süreci sığ hesaplara indirgerse Türkiye’nin önündeki stratejik fırsatı okuyamamış olur. Kim bu hedefi karalamaya kalkarsa anaların gözyaşlarını, gençlerin beklediği umudu, şehirlerin beklediği yatırımı, yarının şafağında bizi bekleyen büyük ve güçlü Türkiye’yi görmezden gelmiş olur. Terörsüz Türkiye meselesinde kaydedilecek her gün, Türkiye’nin geleceğinden eksilmiş bir gündür.
“AYLA ÖĞRETMENİMİZİ ANNELER GÜNÜ ARİFESİNDE RAHMETLE ANIYORUM”
Sözlerime son verirken evladını vatan toprağına emanet eden, acısını içine gömen, vatan sağ olsun dualarıyla sabrın, teslimiyetin ve tevekkülün en şerefli timsali olan şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin annelerinin Anneler Günü’nü kutluyorum. Kahramanmaraş’ta yüreklerimizi yakan okul saldırısında evlatlarını ebediyete uğurlayan annelerimizin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Anneler Günü vesilesiyle kendilerini derin bir hürmetle selamlıyorum. Kaybettiğimiz evlatlarımızın aziz hatıralarını rahmet ve dua ile yâd ediyorum. Aynı okul saldırısında öğrencilerimizin üzerine kapanarak onları koruduğu için şehit düşen, hem evlatlarımızı yetiştiren kıymetli bir öğretmen hem de bir anne olan Ayla öğretmenimizi Anneler Günü arifesinde rahmetle anıyorum. Yüce Meclis’in çatısı altında nerede görev verilirse oraya koşan, mesai kavramını gözetmeksizin sahada emek veren, bu milletin geleceği için kendi evlatlarıyla geçireceği zamandan feragat eden, annelik ve milletvekilliği görevlerini millet terazisinde dengeleyen ve vatana hizmeti öncelik sayan kıymetli milletvekillerimizin ve dava arkadaşlarımızın Anneler Günü’nü de kendilerine teşekkürlerimi ifade ederek kutluyorum. Emeğiyle yuvasının kahramanı, duasıyla evlatlarının koruyucu meleği olan, Cenâb-ı Hakk’ın cenneti ayaklarının altına serdiği bütün annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyorum. Ebediyete irtihal etmiş annelerimizi rahmetle yâd ediyorum. Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun efendim.
CHP AÇIKLAMASI
Grup toplantısı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan MHP lideri Bahçeli, CHP’nin kurultay iptali davası ve olası mutlak butlan kararıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi:
Cumhuriyet Halk Partisi Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur. Bu kurumun için karıştırılması, parçalanması veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz. Onun için Cumhuriyet Halk partisi ayrımdan, sert eleştirilerden beraber olduğu insanları küçümseyerek yoluna devam edeceği yerde milletle buluşmayı denesin ve CHP üzerine düşen tarihi sorumluğu üstlenmiş olsun….

Mesanesinden çıkan taş doktorları şoke etti! 'Bayılmak istedim, böyle bir şey olamaz'

Mesanesinden çıkan taş doktorları şoke etti! ‘Bayılmak istedim, böyle bir şey olamaz’

Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Tepeköy’de yaşayan 71 yaşındaki Urfan Aydın, geçtiğimiz hafta böbrek ağrısı şikayeti üzerine Arpaçay Devlet Hastanesine başvurdu.
Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Aydın, Kafkas Üniversitesi (KAÜ) Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezine sevk edildi.
İlginizi Çekebilir
Üroloji Kliniği’nde görev yapan Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ezer, yaptığı tetkiklerde Aydın’ın mesanesinde iri bir taş olduğunu tespit etti.
Aydın’ı ameliyata alan Ezer ve ekibi, hastanın mesanesinden 201 gram ağırlığında, 8 santimetre çapında tek parça halinde büyük bir taş çıkardı.

“MESANEDE BU BÜYÜKLÜKTE TAŞLARA NADİREN RASTLIYORUZ”
Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ezer, AA muhabirine, mesanede taşların zamanla büyüyebileceğini söyledi.
Böbrek taşlarının şiddetli ağrı yaptığına işaret eden Ezer, şöyle konuştu:
“Ama idrar torbasında ise esas sıkıntı, idrar yapmada zorluk, idrar yapmada yanmadır. Bu çok ciddi bir ağrı yapmadığı için hasta uzun süre hastaneye başvurmayabilir ve bu sırada taş devasa boyutlara gelebilir. Nitekim bu taş da öyle bir taş. Mesanede bu büyüklükte taşlara nadiren rastlıyoruz. Bu filmi ilk gördüğümüzde bizi de şaşırtmıştı, devasa bir şey. Normalde ameliyatlarımızın tamamını kapalı yöntemlerle yapıyoruz ama bunu açık yöntemle çıkarttık. Hakikaten elma büyüklüğünde bir taş çıkarmış olduk.”

Ezer, bu büyüklükte taşlara ameliyatlarda çok nadir rastlandığını vurgulayarak, “Bazen çamur gibi yumuşak taşlar oluyor ama bu bayağı duvar örseniz kullanabileceğiniz sertlikte bir taş. Taşımız 200 gramın üzerinde, yaklaşık 8 santimlik bir çapı var. Biz de filmde gördüğümüzde hayret ettik, bunun tamamen taş olamayabileceğini düşündük ama ameliyat sırasında hakikaten tek parça halinde taş çıkması bizleri de şaşırttı. Ağır ve sağlam bir taş.” ifadelerini kullandı.
Hasta Urfan Aydın da ağrı üzerine hastaneye başvurduğunu anlatarak, “Böyle bir taş beklemiyordum, çok büyük bir taş. Ameliyattan çıkarken taşı gördüm, bayılmak istedim, böyle bir taş olmaz.” dedi.

Son dakika… MHP lideri Bahçeli: İmralı’nın statü meselesi ele alınmalı…

Şişli'deki aile dehşetinde yeni detaylar! Kamera kayıtları ortaya çıktı

Şişli’deki aile dehşetinde yeni detaylar! Kamera kayıtları ortaya çıktı

Olay, 2 Mayıs Cumartesi günü saat 13.15 sıralarında Eskişehir Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Haydarcan K.’nin ‘Hırsızlık’ suçundan cezaevinde olduğu, dini nikahlı eşi Burçin Şahin’in ise kayınvalidesi Menekşe K. ile aynı evde yaşadığı öğrenildi. Evde henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan tartışmada Menekşe K., kendisine ait ruhsatsız silahla Burçin Şahin’in başına 2 kez ateş etti.

BAŞINA 2 EL ATEŞ ETTİ
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde Burçin Şahin’in hayatını kaybettiği belirlendi. Olay yerinde inceleme yapan ekipler, dışarıda 2 adet, evde ise 4 boş kovan buldu. Ölen Şahin’in 2 çocuğu olduğu öğrenildi.
Ailenin geçmişi de dram! Şişli’deki kayınvalide dehşetinde yeni detaylar
‘NAMUS MESELESİ’ DEMİŞ
Şüphelinin cinayetin ardından pencereye çıkarak ‘Gelinimi öldürdüm, namusumu temizledim’ dediği ve bir süre sigara içtiği iddia edildi. Polis ekipleri tarafından gözaltına alınan Menekşe K.’nin ilk ifadesinde, olayın ‘Namus meselesi’ olduğunu söylediği öğrenildi. Şüphelinin ifadesinde, oğlunun 6 yıldır cezaevinde olduğu, dini nikahlı eşi Burçin Şahin’in oğlunu aldattığından şüphelendiğini, olay günü telefonunda mesajlaşmalarını görmesi üzerine şüphelerinin arttığını, bunun üzerine sinirlenerek evde bulunan silahla başına 2 el ateş ettiğini söylediği öğrenildi.

‘ÇOCUKLARIN VAR UTANMIYOR MUSUN’
Menekşe K.’nin ifadesinin devamında, ” ‘Sen oğlumu nasıl aldatırsın, benim oğlum cezaevinde. Senin çocukların var utanmıyor musun’ dedim. Sonra kardeşleri çocuklarını alıp gitti, evde ikimiz kaldık. ‘Sen nasıl yaparsın’ dedim, o da bana bel altı bir cevap vererek ‘Yapacağım’ dedi. Daha sonra sinirlendim, dolapta duran silahı aldım ve ateş ettim” dediği öğrenildi.

KAYINVALİDE TUTUKLANDI
Polis ekipleri, şüpheli Menekşe K.’yi olayda kullandığı ruhsatsız silahla yakaladı. Şişli Asayiş Büro Amirliği’ne götürülen şüphelinin emniyette işlemleri sürerken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Menekşe K.’nin ‘Uyuşturucu madde ticareti’ suçundan kesinleşmiş 6 yıl 8 ay hapis cezası bulunduğu da öğrenildi. Emniyette işlemleri tamamlanan Menekşe K. adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüpheli ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Menekşe K.’nin eşi Selahattin K.‘nin ise 24 yıl önce yüksek doz uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

2 ÇOCUĞU EVDEN ÇIKARIP EMLAKÇIYA GİTMİŞLER
Çalışmalarını sürdüren Şişli Asayiş Büro Amirliği ekipleri, olaydan önce evde Menekşe K.‘nin kızları Ceylan S. ve Nehir K.‘nin de olduğunu tespit etti. Burçin Şahin ile aralarında tartışma çıktığı iddia edilen Ceylan S.‘nin, kardeşi Nehir K. ile birlikte 2 yeğenini de alarak evden çıktığı belirlendi. Ceylan S. ve Nehir K.‘nin daha sonra çocukları bir evde bıraktıkları, caddedeki emlakçıya girdikleri ve burada bir süre oturdukları belirlendi. Olayın yaşanması üzerine iki kız kardeşin emlakçıdan çıkarak eve doğru koştukları belirlendi. Emlakçıda yaşananlar güvenlik kamerasına yansıdı.

GÖRÜMCE GÖZALTINA ALINDI
Bunun üzerine polis ekipleri, olaydan önce evde bulunan Ceylan S.’yi gözaltına alındı. Emniyette ifadesi alınan Ceylan S., sabah saatlerinde annesi Menekşe K.’nin evine kahvaltıya gittiklerini, kardeşi Nehir K.’nin Burcu Şahin’in telefonunda uygunsuz fotoğraflarını ve konuşmalarını gördüğünü, bunun üzerinde aralarında tartışma çıktığını söylediği öğrenildi.

‘KARDEŞİME BUNU NASIL YAPARSIN’
Ceylan S. ifadesinin devamında Nehir K.‘nin gelinleri Burcu Şahin’e, ‘Sen kardeşime bunu nasıl yaparsın, benim kardeşim hapiste, çocuklarından utanmıyor musun’ dediği, aralarında kavga çıktığını söylediği öğrenildi. Görümce Ceylan S.’nin ayrıca gelinleri Şahin’in çocuklarını ve cep telefonunu alarak evden çıktıklarını söylediği bilgisi de edinildi. Emniyette işlemlerinin tamamlanmasının ardından mahkemeye çıkarılan Ceylan S., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Diğer görümce Nehir K.’yi yakalama çalışmalarının ise sürdüğü öğrenildi. (DHA)
Haber Detay Görsel Slider…

Dünyaca ünlü plajda tepki çeken görüntü! İş makineleri sahile indi

Dünyaca ünlü plajda tepki çeken görüntü! İş makineleri sahile indi

Konyaaltı Beach Park’tan başlayıp Serbest Bölge Kavşağı’na kadar devam eden 7 kilometrelik Konyaaltı Sahili’nin birçok bölgesinde bulunan işletmeler, yaz sezonu hazırlıkları kapsamında inşaat çalışmaları yürütüyor. Bazı işletmeler hem sözleşmelerine hem Kıyı Kanunu’na aykırı izinsiz uygulamalarda bulunuyor. 5 yıldızlı bir otel önündeki sahil bölümü ile Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olan EKDAĞ A.Ş.’nin işlettiği halk plajı bölümüne iş makineleri indirildi. Sahilde güneşlenen turistler arasında çalışma yapan iş makineleri, tepki çekti.

İlginizi Çekebilir
ECRİMİSİL BİR CEZA, HAK DEĞİL
Antalya Barosu Çevre Kurulu Başkanı Avukat Duygu Kozanoğlu, Konyaaltı Sahili ve tüm bu kıyıların kendi ekosistemi ve doğal yapıları olan alanlar olduğunu söyledi. Kozanoğlu, “Aynı zamanda mevzuatta özel korunması gereken alanlardandır. Öte yandan kamunun kullanımına açık olup devletin tasarrufu altında olanlardır. Dolayısıyla bu özelleştirme ya da kullanım hakkının işletmelere devredilmesi, kıyılar üzerinde bunların mülkiyet hakkı varmış gibi düzenleme işlemleri yapmasına olanak sağlamıyor. Bunlar, ‘hizmet veriyoruz ya da düzenleme yapıyoruz’ adı altında bu ekosistemi, yıllarca oluşan kumluk tepeleri, buranın doğal yapısını bozmak, daha çok kullanıma açmak ya da işgal alanını genişletmek, daha fazla şezlong yerleştirmek üzere burada bir kıyı tahribatına sebep oluyorlar. Genellikle bu aşkın yapılar ya da alanın dışında kullanmalara ecrimisil ödenerek cezalandırma olduğu söyleniyor. Fakat bu tam tersi şöyle yorumlanıyor; ‘Ecrimisilini ödedim. Bu sezon ya da önümüzdeki süreçte bu yasal hakkım.’ Sorduğunuz zaman, ilgilendiğiniz zaman ecrimisil ödediğini, dolayısıyla yasal kapsama alındığını söylüyor. Fakat bu tamamen yanlış, ecrimisil sadece o an haksız kullanıma ilişkin cezadır. Bu durumu yasal hale de getirmez” dedi.

EKOSİSTEME ZARAR VERİYOR
Konyaaltı Sahili’nde erozyon sorunu yaşandığını da aktaran Kozanoğlu, “Antalya kıyılarında sahil bandında daralma da var. İnsan müdahalesinin olumsuz yönlerine müdahale etmemiz gerekiyor. Bu düzenleme vesaire yapılacaksa, bir hizmet götürülecekse dahi olabildiğince en az tahribatta, çevreye en az zarar veren şekilde, bu ağır tonajlı makinelerin sahile girmesi, buradaki bitki ve hayvan ekosistemi içinde sıkıntı yaratabiliyor. Dolayısıyla bu makinelerle değil, daha bilimsel, çevresel etki değerlendirmesi süreçleri yürütülerek, burada nasıl bir çalışma yapılacak en az zararla nasıl yürütülebilir, bunların bilimsel görüşlerinin, araştırmalarının yapılarak gerçekleştirilmesi gerekir” diye konuştu.

CAN GÜVENLİĞİ TEHLİKESİ
Sahilde güneşlenen ve denize girenler arasında çalışma yapan ağır iş makinelerinin can güvenliği açısından da tehlike oluşturduğunu söyleyen Kozanoğlu, “Burada bir hafriyat çıkarılıyor ya da iş makineleri aynı zamanda kıyı kullanım halindeyken çalışıyor. Bunların çalışma saatlerini ya da çalışma iş sağlığı, güvenliği ya da çevre sağlığının, aynı şekilde vatandaşların sağlığının dikkate alınması gerekiyor” dedi.
Haber Detay Görsel Slider
6 METREKARELİK YAPI İHLALİ
Konyaaltı Sahili’ndeki işgallerle ilgili ciddi şikayetler aldıklarını belirten Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Yönetim Kurulu Üyesi, Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Güray Doğan ise buradaki işletmelerin sözleşmedeki 6 metrekarelik yapı sınırını aştıklarına dikkati çekti. Doç. Dr. Doğan, “Özellikle sahili bölen, sahilde erişimi, ulaşımı engelleyen yapıların yapılması, sahile barlar yapılması gibi unsurlar var. Vatandaşın sahile erişim hakkı vardır. Bunu elinden alamazsınız herhangi bir şekilde. Sahile vatandaş erişmeli ve bunu rahatlıkla kullanmalı. Sadece vatandaş için değil, doğal açıdan da bu önemli. Çünkü geçmiş yıllarda gördük birkaç kaplumbağa bu kadar gürültüye ve ışık kirliliğine rağmen sahile gelip yumurta bıraktı. Dolayısıyla sahilimiz aslında hala doğal bir yapıyı da barındırıyor. Dolayısıyla hem doğa hem vatandaşlar açısından nasıl erişilmesi mümkünse, nasıl kullanılması gerekiyorsa buna uygun malzeme seçimine gidilmesi gerekiyor” diye konuştu.

İŞ MAKİNELERİ TEHLİKELİ
Sahildeki iş makinelerinin ciddi tehlike oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Doğan, “Biz vatandaşlarımız kullansın diyoruz ama bir yandan da iş makineleri ile buralarda işler yapıldığını görüyoruz. Dere yatakları açısından genişlemesi bakımından ya da taşkınları önlemek ya da taşkını regüle etmek anlamında bazı iş makinelerin girmesi zorunluysa tabii ki bunlara sesimiz çıkmaz. Eğer rekreasyonel alan tarzında bir iş yapılıyorsa ve toprağın sıkılaşmasına göz yumuluyorsa bu da istediğimiz bir unsur değil. Çünkü toprak sıkılaştığı zaman toprak verimliliğini kaybeder, süzme yeteneğini kaybeder ve tuzlu su girişimine sebebiyet verebilir. Bu da hem toprağın, karaların daha tuzlu olmasına yol açabilir. Hem de toprağın yapısını bozabilir. Toprağın yapısı bozulduğu zaman biyoçeşitliliğin canlanmasına sebebiyet verebilecek canlılar ve bitkilerin gelişimini olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla tüm bunları ele aldığımızda toprağın sıkışmaması gerekiyor. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur da vatandaşlarımızın özellikle bu iş makinelerinin olduğu bölgelerde can güvenliğine dikkat edilmeli. Çünkü hem vatandaş güneşlensin, denizden faydalansın istiyoruz. Bir yandan da iş makineleri çalıştırıyoruz aynı sahilde. Dolayısıyla bunların ikisinin aynı zamanda aynı sahilde olmaması gerekiyor” dedi….

4 aylıkken kanseri yendi, jimnastikte kürsüye çıktı! Dolunay’dan ilham veren başarı

4 aylıkken kanseri yendi, jimnastikte kürsüye çıktı! Dolunay’dan ilham veren başarı

Aydın’da yaşayan 44 yaşındaki Narin Zafertepe, 29 Aralık 2016 tarihinde İstanbul’da ‘Dolunay’ adını verdiği ikinci çocuğunu kucağına aldı.
Doğuştan anomalisi olan, tek gözü renklive başının yarısı kepekli olan Dolunay bebeğe doktorlar tanı koyamayıp, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yönlendirdi.
Burada 4 aylıkken Dolunay Elmacı’ya nöroblastom teşhisi konuldu. Tedavisi bir yıl süren Elmacı, uzun süren takip sonucunda kanseri yendi.
İlginizi Çekebilir
4 yaşındayken jimnastik ile tanışan ilkokul 3’üncü sınıf öğrencisi Dolunay Elmacı, kazandığı kupa ve madalyalarla ailesinin gururu oldu.
Oğlu 15 yaşındaki Rüzgar Elmacı’nın ardından ikinci çocuğu Dolunay’ı kucağına aldığını belirten Narin Zafertepe, “Kızım 4 aylıkken tanı aldı. Çok zor süreçlerden geçtik ama doktorların yaklaşımı çok önemli. Tedavimiz iyi geçti, kızımız iyileşti. Artık MR süreçlerimiz de bitti” diye konuştu.

10 BİN TAKİPÇİYE REHBER OLUYOR
Kızı 6 aylıkken, bu hastalıkla mücadele eden diğer ailelere rehber olmak için sosyal medya sayfası açtıklarını belirten Zafertepe, “Hastalık sürecinde eşim, ‘Biz neşeyle iyileştireceğiz kızımızı’ diye bir yazı yazmıştı, sosyal medyada çok paylaşıldı. Biz de deneyimlerimizi aktarmak için ‘Dolunay Bebek: Bir Nöroblastom Öyküsü’ sayfasını açtık. Bugün sayfamızda 10 bin takipçimiz var. Türkiye’nin her yerinden yeni tanı alan anneler bana ulaştı. Ben de onlarla tecrübelerimi paylaştım çünkü eşekten düşenin halini eşekten düşen anlıyor. Eskiden kanser yaşlı hastalığı gibi görülürdü ama tıp çok ilerledi. Doktorumuz bize ‘Sizinki grip gibi geçti’ dedi. Şimdi çok mutluyuz; Dolunay resim yapıyor, enstrüman çalıyor, birlikte jimnastik yarışmalarına gidiyoruz” ifadelerini kullandı.

‘TEŞHİS ALACAK AİLELERE REHBER OLSUN DİYE KURDUK’
44 yaşındaki baba Ozan Elmacı, dijital dünyadaki bu platformun aileler için önemine dikkat çekip “Çocuk kanserlerinde durum karmaşık. Yenidoğan bebek bakımıyla hastalığın zorlukları birleşiyor. Dolunay 6 aylıkken kemoterapiye başladı. Anne-babayı yönlendiren bir el kitabı yok ne yazık ki. Sayfayı, bizden sonra teşhis alacak ailelere rehber olsun diye kurduk. Bu noktada ailelerin dayanışması ve yalnız hissetmemesi çok önemli. 10 bin kişilik bu toplulukta herkes birbirine destek oluyor. Anne-baba moralini yüksek tutmalı; siz gülerseniz çocuk da gülüyor” dedi.

‘KANSER BİR ENGEL DEĞİL’
Kazandığı madalyalarla azmini kanıtlayan Dolunay Elmacı da şöyle konuştu: “10 yaşındayım, kanseri atlattım. Çok bir şey hatırlamıyorum ama kolay geçti gibi geliyor. Çocuklara ve annelere şunu söyleyebilirim: Korkmayın, başarmak zor değil. Kanser bir engel değil. Küçükken çok hareketliymişim, borulara tırmanıyormuşum. Doktorlar izin verince annem beni jimnastiğe verdi. Şimdi performans grubundayım. Okuldan çıkınca direkt jimnastiğe gidiyoruz. Ödevlerimi hafta sonu yapıyorum ama kazandığım kupalar ve madalyalar için buna değer. Büyüyünce dünya ve Türkiye şampiyonalarına gitmek istiyorum.”

DOKTORU: BİR MADALYASINI BANA GETİRDİ
Dolunay’ın tedavisini Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yürüten Acıbadem İzmir Kent Hastanesi Çocuk Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Nur Olgun, Dolunay’ın bu hastalıktan tamamen kurtulduğunu belirtti. Onun ileride çok başarılı bir sporcu olacağına inandığını anlatan Prof. Dr. Olgun, “Dolunay 6 aylıkken göz kapağının düşük olmasıyla bize geldi. MR çekildi ve kitle saptandı. Tanı nöroblastomdu. Aile çok bilinçliydi ve çok şükür Dolunay’ı kurtardık. Şimdi Türkiye kupalarında madalyaları var. Hatta bir madalyayı benim için almış, o da benim odamda en güzel yerde duruyor. Anne çok akıllı; süreci ona o kadar güzel anlatmış ki, Dolunay hatırlamadığı halde herkese örnek olacak cümleler kuruyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AB sözleri dünya basınında! ‘Avrupa’ya rest’…

7 aylık hamileyken evi terk eden kadının karnındaki çocuğunu arıyor: 4 ay aptalı oynadım

7 aylık hamileyken evi terk eden kadının karnındaki çocuğunu arıyor: 4 ay aptalı oynadım

Osmangazi ilçesinde yaşayan Halil İbrahim Bağcı, 2 yıl önce tanıştığı S.M. ile dini nikahla birlikte yaşamaya başladı.
Çift bu birliktelikten bebek beklerken, 7 aylık hamile S.M. 12 Aralık 2025’te “Babama gideceğim” diyerek çıktığı evine geri dönmedi.

İlginizi Çekebilir
Bağcı, 5 aydır haber alamadığı, babasına da gitmeyen S.M.’nin karnındaki çocuğunun peşine düştü. Kadının ailesi ve yakınlarından da sonuç alamayan Halil İbrahim Bağcı, “Aracı vesilesiyle tanıştık. Nişanda başlık parası da verdik. Dini nikah kıydık. Hal ve hareketlerinden şüphe duydum. 4 ay aptalı oynadım. Kendi dedektifliğimi kendim yaptım. Sonrasında aldatıldığımı öğrendim” diye konuştu.

‘ÇOCUĞUMU BİYOLOJİK TEST İÇİN ARIYORUM’
Asıl amacının S.M.’yi bulmak değil, çocuğuna ulaşmak olduğunu söyleyen Bağcı, “Böyle bir insanı kimse istemez. Benim tek bir beklentim var. Tek isteğim biyolojik test. Onun görüştüğü insanları, geriye kalan her şeyi yakaladım. Bir insana ithamda bulunurken, elinde belge olmadan ithamda bulunulmaz. Ben bu belgeleri 5 ay işe gitmeyip, arayarak elde ettim. Gerekirse bir ömür uğraşırım. 5 ay önce, ‘Babama gidiyorum’ diyerek çıktı. Şubat ayında doğurması gerekiyordu. Kendisine ulaşamıyorum. Kaybolan eşimi değil de karnındaki çocuğumu biyolojik test için arıyorum. Çocuk benimse sahip çıkmak istiyorum” ifadelerini kullandı.
İsrail tarafından alıkonulan Sumud aktivisti Hüseyin Oral, Milliyet.com.tr’ye konuştu! Şok Yunanistan iddiası: ‘Kemiklerimiz sızladı’
Haber Detay Görsel Slider
10 yaşında, tam 92 suç kaydı! İstanbul’da yakalandı

Mersin ilk kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’nde!

Mersin ilk kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’nde!

İlk kez festivale ev sahipliği yapacak olan Mersin, Kızkalesi’nden Tarsus’a uzanan tarihi, çok katmanlı kültürel yapısı ve Akdeniz’e özgü zengin mutfağıyla ziyaretçilere çok yönlü bir kültür-sanat deneyimi sunacak.
Mersin’in tarih, kültür ve gastronomi alanındaki zenginliğiyle Akdeniz’in öne çıkan şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kentte ilk kez düzenlenecek festivalin önemine dikkat çekerek şunları kaydetti: “Mersin’i bu yıl ilk kez Türkiye Kültür Yolu Festivali rotasına dahil ederek şehrin sahip olduğu birikimi kültür ve sanat aracılığıyla daha geniş kitlelerle buluşturuyoruz. Kızkalesi’nden Tarsus’a uzanan köklü geçmişi, çok katmanlı yapısı ve zengin mutfağıyla öne çıkan Mersin, festival süresince konserlerden sergilere, gastronomiden atölyelere, çocuk etkinliklerinden sahne performanslarına uzanan kapsamlı bir programla sanatın farklı disiplinlerine ev sahipliği yapacak. Bu süreçte Mersin’in kültür ve sanat alanındaki görünürlüğünü artırarak şehri kültür turizminin önemli duraklarından biri haline getirmeyi amaçlıyoruz.”

SERGİLERLE SANAT DOLU GÜNLER BAŞLIYOR
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Mersin’de düzenlenecek sergiler, farklı sanat disiplinlerini bir araya getirerek ziyaretçilere zengin bir deneyim sunacak.
Aile, yuva ve nesiller arası bağ kavramlarını İslam sanatlarının estetik ve manevi dili üzerinden ele alacak “Hâne” sergisi, hat, tezhip, seramik hat ve dijital eserlerin bir araya geldiği zengin içeriğiyle öne çıkacak; klasik ve çağdaş üretimleri aynı anlatı etrafında buluşturan sergi, çok katmanlı yapısıyla izleyiciye bütünlüklü bir sanat deneyimi sunacak ve Mersin Arkeoloji Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak.
Aynı mekanda yer alan, İstanbul Türbeler Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonlarından seçilen eserlerin yer aldığı “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisinde, Osmanlı padişahlarının kutsal emanetlere duyduğu bağlılığı yansıtan hüsn-i hat levhaları, surre alaylarıyla Haremeyn’e gönderilen keseler, altınlar, Kâbe’nin iç ve dış örtüleri, kuşak parçaları ile Kur’an-ı Kerim’in seçkin nüshaları sanatseverlerle buluşacak.
KONSERLER, SAHNE PERFORMANSLARI MERSİN’İ SARACAK
Mersin Kültür Yolu Festivali kapsamında Soli Sahili’nde gerçekleştirilecek konserler, sevilen sanatçıları müzikseverlerle buluşturacak; festival süresince Oğuzhan Koç, Bengü, Kubat, Simge, Alişan, Sefo, Merve Özbey, Ferhat Göçer ve Serkan Kaya, sahne performanslarıyla Mersin’de unutulmaz konserlere imza atacak.
Mersin Kültür Merkezi Opera Salonu’nda gerçekleşecek etkinlikler, klasik müzik ve balenin büyüsünü aynı sahnede buluşturacak. “Carmina Burana” sahne kantatı, Mersin Kültür Yolu Festivali kapsamında Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından sanatseverlerle buluşturulacak; Alman besteci Carl Orff’un, Orta Çağ’dan günümüze uzanan şiir ve şarkılardan ilhamla bestelediği bu etkileyici eser, doğa, aşk ve insanın değişken yazgısını güçlü bir müzikal anlatımla sahneye taşıyacak. Orkestra Şefi Sunay Muradov yönetiminde sahnelenecek eserde, Koro Şefi Anıl Aydın, MDOB Çocuk Korosu Şefi Kamile Reyhan Bezdüz ve solistler Ecem Arıcasoy Yazoğlu, Devrim Demirel ve Faik Mansuroğlu performanslarıyla sahneye hayat verecek; ritmik yapısı, güçlü koro bölümleri ve çarpıcı sahne diliyle izleyiciyi etkisi altına alacak.

Festivalde sahnelenecek bir diğer eser ise “Giselle”, Mersin Kültür Yolu Festivali kapsamında klasik balenin en etkileyici eserlerinden biri olarak sanatseverlerle buluşacak; aşk, ihanet ve affetmenin zamansız hikâyesini zarif koreografisi ve güçlü sahne diliyle anlatan bu iki perdelik yapım, romantik balenin en çarpıcı örneklerinden biri olarak izleyiciyi duygusal bir yolculuğa davet edecek. Orta Çağ atmosferinde geçen eserde, saf bir köylü kızı olan Giselle’in kalp kırıklığıyla son bulan yaşamı ve ölümden sonra da süren aşkı sahneye taşınırken, etkileyici dansları ve güçlü müzikleriyle izleyicilere unutulmaz bir sahne deneyimi yaşatılacak; Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek eser, zengin kadrosu ve sahne yorumuyla izleyicinin hafızasında iz bırakacak
45 LEZZET NOKTASI
Festival kapsamında hayata geçirilen “Lezzet Noktası” projesi, Mersin’de ilk kez uygulanarak kentin yerel mutfak mirasını güncel gastronomi anlayışıyla birlikte görünür kılacak. Festival rotasında yer alan şehirlerin kendine özgü gastronomi değerlerini ön plana çıkarmayı amaçlayan proje kapsamında; Mersin’de oluşturulacak seçkiyle yerel mutfağı temsil eden restoranlar belirlenecek ve ziyaretçilere kentin lezzet hafızasını doğrudan deneyimleme imkanı sunulacak. Lezzet Noktası seçkisi, gastronomi alanında şefler ve kanaat önderlerinden oluşan danışma kurulu tarafından belirlenecek.
Akdeniz’in bereketli coğrafyasında şekillenen Mersin mutfağı; tantuni, cezerye, batırık, humus, kerebiç ve deniz ürünleriyle öne çıkarken, narenciye ve zengin baharat kullanımıyla dikkat çeken çok katmanlı yapısıyla ziyaretçilere kapsamlı bir lezzet deneyimi sunacak.
SÖYLEŞİLERDEN ATÖLYELERE UZANAN ETKİNLİK SERİSİ
Mersin Kültür Yolu Festivali, edebiyattan geleneksel el sanatlarına birçok etkinliğe uzanan içerikleriyle katılımcılara çok yönlü bir kültür deneyimi sunacak. “Edebiyat Buluşmaları: Kültürün Mersin Rotası” kapsamında Dr. Mustafa Erim, Ali Uysal, Aydın Sevim ve Hilmi Dulkadir, Mersin’in edebiyatı ve kültürel birikimini farklı yönleriyle ele alacak; söyleşi, Mersin İl Halk Kütüphanesi’nde edebiyatseverlerle buluşacak.
ÇOCUKLAR İÇİN KEŞİF DOLU FESTİVAL
Çocuk oyun alanlarından, sahne sanatlarına, atölyelerden deneyim alanlarına uzanan program, Mersin’li miniklere dolu dolu bir festival yaşatacak. Mersin Kültür Yolu Festivali kapsamında Mersin İdman Yurdu Meydanı’nda kurulacak “Çocuk Köyü”, çocuklara yönelik zengin ve çok yönlü içeriğiyle dikkat çekecek; şişme oyun parklarından dijital oyun alanlarına, panayır çadırlarından atölye çalışmalarına uzanan geniş etkinlik yelpazesiyle minik katılımcılara eğlenceli ve öğretici bir ortam sunulacak. Geleneksel yarışmalar ve Karagöz atölyesiyle kültürel değerler çocuklarla buluşturulurken, VR balon turu gibi yenilikçi deneyimlerle programın etkileşimli yönü güçlenecek; çocuklar gün boyunca hem eğlenme hem de yeni şeyler keşfetme imkânı bulacak. Ailelerin de katılımına açık olarak düzenlenecek etkinlik alanı, festival süresince çocukların sosyal, kültürel ve yaratıcı gelişimlerine katkı sağlayacak kapsamlı bir buluşma noktası olacak.
Festival kapsamında Mersin Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde gerçekleştirilecek çocuk atölyeleri, minik katılımcıları geleneksel el sanatlarıyla buluşturacak; çinicilik, çömlekçilik, bağlama yapımı, bez dokuma, keçe ve cam sanatı atölyelerinde çocuklar hem üretim süreçlerini deneyimleme fırsatı bulacak hem de kültürel mirasın farklı yönlerini yakından tanıyacak….

KÖŞE YAZARLARI

TÜM YAZARLAR

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Rizespor
3 : 2
Konyaspor
01 Mayısıs 2026, 17.00
Gaziantep FK
0 : 2
Beşiktaş
01 Mayısıs 2026, 20.00
Fenerbahçe
3 : 1
Başakşehir
02 Mayısıs 2026, 20.00
Samsunspor
4 : 1
Galatasaray
02 Mayısıs 2026, 20.00
Trabzonspor
1 : 1
Göztepe
02 Mayısıs 2026, 20.00
Karagümrük
1 : 0
Gençlerbirliği
03 Mayısıs 2026, 20.00
Antalyaspor
0 : 0
Alanyaspor
03 Mayısıs 2026, 20.00
Kasımpaşa
1 : 1
Kocaelispor
03 Mayısıs 2026, 20.00
Kayserispor
1 : 1
Eyüpspor
03 Mayısıs 2026, 20.00
Bitcoin
80.573 0.89%
Ethereum
2.369,95 0.14%
Tether
0,999776 0.00%
XRP
1,40 -1.05%
Binance Coin
626,50 -0.61%
Solana
84,51 -0.64%
TRON
0,340023 0.20%
Dogecoin
0,110989 -0.81%
Cardano
0,257174 1.65%
Dai
0,999577 -0.02%
Avalanche
9,34 0.60%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • MAKTK 14,74 %10
  • OZATD 451,50 %9.99
  • AHSGY 22,26 %9.98
  • PRZMA 35,52 %9.97
  • PATEK 22,96 %9.96

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • AYCES 853,50 %-9.97
  • QNBTR 215,70 %-9.97
  • CEMZY 11,09 %-7.74
  • BIGEN 19,03 %-7.26
  • ENPRA 80,20 %-6.74

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASTOR 5.293.890.429,75
  • SASA 5.249.266.009,74
  • THYAO 5.146.070.102,50
  • EREGL 4.018.542.488,04
  • ASELS 2.941.324.265,50
Deneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişkonya eskorthttps://hotelnirvanapalace.com/deneme bonusutaraftarium24silvercrestgolf.comradyoenerji.com.tr1xbetcasino siteleri1winbahis sitelerideneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelergrandpashabetgrandpashabetmatbetgrandpashabetmarsbahismatbetsmartbahisimajbetvdcasinopusulabetjojobetjojobet girişbetpercasinolevantsonbahisjojobetbetplayromabetgrandpashabetholiganbetbetgitholiganbetcasinolevantholiganbetgrandpashabetpusulabetvdcasinocasinolevantmeritkingonwinjojobetbets10betplaycashwinromabetbetpuangrandpashabettambetgrandpashabetbetpuanholiganbetbetgitholiganbetsekabetAvvabetmadridbetmadridbetslotbarRitzbetsuperbetinjokerbetcasinopercasibomcasibom girişholiganbetmarsbahisperabetparmabetJojobetJojobetCasibom GirişCasibomcasibom girişJojobetCasibomCasibombetpasslotraGrandpashabetholiganbetpusulabet güncel girişLigobetExtrabetExtrabetsuperbetinefesbetlocabetholiganbetcasino apijojobetkralbetdizipalkulisbetkulisbetmeritkingsuperbetinmobilbahiskralbetmarsbahisgrandpashabetbahiscasinobovbetsahabetfixbetmatadorbetbetciojokerbetjojobetAvvabetAvvabetAvvabetmilanobetmarsbahiskralbetcasinopermarsbahis girişmatbet güncel girişpusulabet girişpusulabet girişnorabahissekabet girişholiganbet girişcasibomMarsbahisCasibom Giriş